Türkiye’nin önemli turizm potansiyeline sahip bölgelerinde doğa turizmi işletmelerinin karşı karşıya kaldığı ruhsat ve imar sorunları gündemdeki yerini korurken, Rize ve Artvin’de atılan adımlar sektörde yeni bir umut oluşturdu.
Rize-Artvin Turizm İşletmecileri Derneği Başkanı İbrahim Kahraman’ın uzun süredir yürüttüğü çalışmaların ardından bölgede doğa turizmi işletmelerinin yaşadığı sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmaya başlandı.
Fırtına Vadisi’nde imar planları devrede
Rize ve Artvin’de büyükşehir belediyesi bulunmaması nedeniyle Fırtına Vadisi üzerindeki 21 mahalle İl Özel İdaresi’nin sorumluluğunda bulunuyor.
2024 yılında hazırlanan koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle birlikte, bölgede faaliyet gösteren doğa turizmi işletmelerinin mevcut yapılarının mevzuata uygun hale getirilmesinin de önü açıldı.
Süreç kapsamında şimdi ise 21 mahalleyi kapsayan revizyon imar planları hazırlanıyor.
Konut ve turizm alanlarının genişletilmesini amaçlayan çalışmalarda 8 mahallenin planı tamamlanırken, 13 mahallede çalışmaların devam ettiği belirtiliyor.
Planlara uygun durumda bulunan işletmelerin ruhsatlandırılmasının önü açılırken, mevcut planlara uymayan yapılar için ise gerekli düzenlemelerin yapılması bekleniyor.
“Mesele sadece ruhsat değil”
Rize ve Artvin’deki gelişmeler, Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer sorunlarla mücadele eden doğa turizmi işletmecileri açısından da dikkat çekici bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Doğa turizmi işletmeleri bölgelerinde yatırım yaparken aynı zamanda istihdam oluşturuyor, vergi ödüyor ve turizm hareketliliğine katkı sağlıyor. Ancak imar ve mevzuat süreçlerindeki belirsizlikler, işletmelerin uzun vadeli yatırım yapmasını ve kendilerini güvende hissetmesini zorlaştırıyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri, çözümün yalnızca işletmelere ruhsat verilmesinden ibaret olmadığını; planlama, yatırım, istihdam, vergi gelirleri ve bölgesel turizmin geleceğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gözler şimdi Sakarya’da
Rize ve Artvin’de ortaya konulan çözüm odaklı yaklaşımın, Sapanca başta olmak üzere Sakarya’da da uygulanması beklentisi gündeme geldi.
Özellikle Sapanca’da son yıllarda büyüyen doğa turizmi sektörünün bölge ekonomisi açısından önemli bir değer oluşturduğu belirtilirken, yüzlerce işletme ve binlerce çalışanı ilgilendiren ruhsat ve imar sorunlarının artık kapsamlı şekilde ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Sektör temsilcilerinin beklentisi ise ayrıcalık değil, adil ve uygulanabilir bir sistem oluşturulması.
Bu kapsamda, mevzuata uygun olan işletmelerin ruhsatlandırılması; eksikleri bulunan işletmelere ise hangi şartları yerine getirerek yasal hale gelebileceklerinin açık şekilde gösterilmesi isteniyor.
Sakarya Valiliği’ne çağrı
Rize’de sürecin işletmecilerin mağduriyet yaşamaması amacıyla çözüm odaklı şekilde yürütülmesi, Sakarya için de örnek gösteriliyor.
Sakarya’daki beklenti ise Valiliğin, ilgili kurumların ve yerel yönetimlerin sektör temsilcileriyle birlikte hareket ederek çözüm üretmesi.
Çünkü doğa turizminin geleceğinin yalnızca işletmecileri değil; Sakarya’nın istihdamını, turizm gelirlerini, yatırım potansiyelini ve bölgenin marka değerini doğrudan ilgilendirdiği ifade ediliyor.
Muğla ve Antalya da çözüm bekliyor
Benzer sorunların Muğla ve Antalya başta olmak üzere Türkiye’nin farklı turizm bölgelerinde de yaşandığına dikkat çekilirken, Rize ve Artvin’deki uygulamanın diğer bölgeler için de örnek oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Rize ve Artvin’de atılan adımların ortaya koyduğu en önemli mesaj ise şu:
Doğa turizmi alanındaki sorunlar çözümsüz değil.
Doğru planlama, mevzuata uygun düzenlemeler ve işletmecileri mağdur etmeyecek geçiş süreçleriyle sektörün önünün açılması mümkün.
Şimdi gözler Sakarya’da.
Sektör temsilcileri, Rize ve Artvin’de yakılan umut ışığının Sapanca başta olmak üzere Sakarya’ya da ulaşmasını bekliyor.
Artık beklenti açık: Beklemek değil, çözüm üretmek.
Doğa turizminin önünü açmak, yalnızca işletmecilerin değil, Sakarya’nın geleceğinin önünü açmak anlamına geliyor.
